siz ne güzeldiniz benimle bilemezsiniz
a harfinden bir çarşı güneşi yüzünüzde
helène uyruklu bir rüzgârdınız her şiirde
benimdi, ronsard’ın bir ülkesiydi yeriniz.

şimdi kim bilir istanbul’sunuz değilsiniz
bir f’diniz önasya’larda o şey evlerde
şimdi nasıl bir yalnızlık eser yüzünüzde
uzun sular olur duymak gibi bir şeydiniz.

şimdi h, şimdi m sesi ilk nasıl karanlık
ipek gibiydiniz iyisi mi anlatmamalı
ben yokum ya yoksunuz bakın nasıl artık.

şimdi bakın nasıl bir yalnızlık vuran benden
şimdi şiirlerde benim yazdığım sıkıntı
bayılırsınız bir rüzgâr oynatsam ülkemden.

3 weeks ago 1 note
3 weeks ago 7 notes
3 weeks ago 3 notes
3 weeks ago 3,079 notes
3 weeks ago 814 notes
3 weeks ago 1,256 notes
3 weeks ago 299 notes
3 weeks ago 522 notes
3 weeks ago 47,713 notes
3 weeks ago 444 notes
3 weeks ago 1,223 notes

fotoğraf: camille lacroix

3 weeks ago

seine sokağı saat on otuz
vakit akşam
köşesinde bir başka sokağın
sendeliyor bir adam…
şapkalı yağmurluklu
genç bir adam
bir kadın sarsıyor onu
sarsarak konuşuyor onunla
başını sallıyor adam
şapkası yan yatmış
ve kadının şapkası düştü düşecek
rengi solgun ikisinin de
belli ki adam gitmek…
yok olmak… ölmek… istiyor
ama kadın can atıyor yaşamaya
duymamak imkansız
fısıldayan sesini kadının

bir yakınma
bir emir
bir çığlık… bu ses
o kadar tutkulu
o kadar hüzünlü
ve o kadar hayat dolu ki bu ses
bir mezarın üstünde soğuktan titreyen bir bebeğin
kışın bir mezarlıkta
parmakları giriş kapısına kenetlenmiş bir varlığın çığlığı

bir şarkı
bir cümle
hep aynı bir cümle
durmadan tekrarlanan
cevapsız kalan…

dalgın gözlerle bakıyor ona adam
boğulurken
kollarıyla devinen biri gibi bu adam
ve cümle dökülüyor dudaklarından
seine sokağında bir başka sokağın köşesinde
kadın bıkıp usanmadan
tekrarlıyor
kaygı dolu sorusunu
kapanmayan yarasını
pierre söyle bana gerçeği
pierre söyle bana gerçeği
bilmek istiyorum her gerçeği
söyle bana gerçeği

şapkası düşüyor kadının
pierre bilmek istiyorum her şeyi
söyle bana gerçeği
budalaca kocaman bir soru bu
ne söyleyeceğini bilmiyor pierre
mahvolmuş kadının pierre dediği adam
şefkatle gülümsüyor belki
ve tekrar ediyor
haydi sakin ol
bırak bu çılgınlığı
ama bilemiyor doğru mu söylediği
ve görmüyor
göremiyor
gülerken ağzının büzüldüğünü

bunalıyor
sanki boğazına sarılıyor herkes
verdiği sözlerin tutsağı olmuş
hesap soruyor kendisinden
karşısındaki
bir hesap makinesi
aşk mektupları yazan bir yazı makinesi
sarsıyor onu
sarılıyor ona
pierre söyle bana gerçeği


fotoğraf: andrea carbone

3 weeks ago
1 month ago 1 note
1 month ago 136 notes